26 Mayıs 2012 Cumartesi

Cumartesi Notları

*Yıllık alkol tüketimi tüm yıl boyunca yediği birkaç dilim tiramisunun içindeki rom ya da acıbadem likörü ile sınırlı olan ben; bugün kuaförde porselen çay fincanı kamuflajıyla önüme sunulan şarabı içince olanlar oldu. Kafamın bi dünya olması mı yüzümün hemen kızarması mı dilimin çözülüvermesi mi..Hangi birini anlatsam bilemedim şu an :) Kendimi yukarıda fotoğrafını paylaştığım terasa atarak temiz havayla kendime gelmeye çalışırken buldum..Sonra nefes aldım; kendimi buldum!

*Sıradan başlayan sıra dışı biten bir gün oldu bugün. Son zamanlardaki kesintisiz huysuzluğuma, dengesizliğime  ve sayısız gereksiz davranışlarıma rağmen birinin ısrarla elimi bırakmadığına şahit oldum. Ve sonra tüm saçmalıklar kalktı ortadan. Acaba bunun için miymiş her şey?..Bir yerlerde birinin olması; olmakla kalmayıp ısrarla elimi bırakmaması..

*Hafta sonları kalabalıktan hep kaçmışımdır. Ama bugün anladım ki asıl kaçtığım şey içimdeki kalabalıkla dışarıdaki kalabalığın buluşmasıymış.

*Uzun zamandır aklımdan geçen ama bir türlü aramadığım arkadaşımın hemen benim ardımdaki manikür randevusunu almış olması ne kadar tesadüf olabilir ki?..Yine geldik fix lafıma: Tesadüf yoktur ayarlanmış zamanlar vardır:)

*En komplike sorunları çözmenin tek bir anahtarı var: Basitleştir ve çöz!
Pencereyi aç, derin nefes al, bi çay ya da kahve koy, bir de power love FM aç.
Sonra basitleş, en en en basite git.
Sonra çöz, ya da bırak o çözülsün :)

*Çözmeden önce kendine birkaç soru sor:
Neden çözmek istiyorsun?
Çözersen neler olacak?
Daha kolay çözmene ne yardımcı olurdu?

*Sen de her seferinde benim gibi ''şaka gibi ya ben Etiler'den Alo diyorum adam Suadiye'den duyuyor'' gibi cümlelerle teknoloji hayranlığını dile getiriyorsan dur bir düşün..Vücudundan daha büyük bir mucize gördün mü hiç?..Kalbin çarpmaktan hiç vazgeçmiyorsa sen de vazgeçme. Bugüne kadar her ne yaptıysan geçti gitti.Bundan sonraya bak. Mucizene sahip çık!

Anti Kahraman Top 5


Rumpelstiltskin..
Once Upon A Time dizisindeki en sevdiğim karakter.
Hastasıyımmmm :)
''Deary'' demek bi adama bu kadar mı yakışır!
Bi de sık sık tekrarladığı repliği ''All magic comes with a price''





Severus Snape..
Harry Potter serisinin en karizmatik huysuz adamı.
O küçümseyen bakışları insanı mum gibi eritiyo evet ama yine de hastayım bu adama da :)
Eğer Hogwards öğrencisi olsam ne yapar eder bu adamın asistanı olurdum.







Gerçek olmasını en çok istediğim adam:
Dexter Morgan..
Kesmeye devam Dexter arkandayım :)





Ahh Gargi ya..
Küçük mavi yaratıklardan bi tane bile yakalayamadın.
Yıllardır uğraştın durdun vazgeçmedin.
Düşüyosun, düşüyosun..ama yine de kalkıyosun ya helal olsun sana!
Rol modelim oldun şu hayatta :)








Ve karşınızda Mr. Freeze!
Yaptığı her kötü şeyin altında ölen karısını hayata döndürmeye çalışması gerçeğinin olması ayrı konu..
Buz gibi adamın sıcacık sebebi var işte!
Batman'in tarafını tutsam da seni de tutuyordum aslında Freeze al işte itiraf da ediyorum.
Ve hatta Penguen mi Mr Freeze mi olsun 5. kişi diye düşünsem de sende karar kıldım bu da ikinci itiraf olsun :)

25 Mayıs 2012 Cuma

Bu Hafta Top 5

Masaüstüme solaryum yanığı Ross Geller fotoğrafı koymak ve durup durup kendi kendime kopmak :)









Ayakları hep ama hep toplayarak oturmak.
Hatta toplayamadan iş yapamaz olmak.
Ayaklar yere değmeyince de hep uçuyo kafasıyla gezmek :)
Ve tabi ki fiyonklu çoraplara devam!











Sanki hiç izlememişim gibi Made of Honor izlemek gülmek eğlenmek!









Daha önce doktorum yüzünden içimden gelen sese kulak verememiştim.
Ama artık yapacak bir şey yok.
Vejetaryen Muzuru daha fazla içimde saklayamam.
Oldum gitti!






Annemin sihirli dokunuşuyla bütün sıkıntıların uçup gitmesi :)

24 Mayıs 2012 Perşembe

Madalyonun İki Yüzü

Uzun zamandır sahip çıktığım, sıkı sıkı sarıldığım, ''iyi ki yaşamışım, iyi ki benim başıma gelmiş, bak ne güzel olgunlaştım, aklımın ucundan geçmeyecek ayrıntıları yakalar oldum, yaşamasam ne boş ne şapşal bi insan olurmuşum, duygusal zekam yerlerde sürünürmüş'' dediğim şeyin yaşanmamış olmasını tercih ettiğimi yeni fark ettim.
Meğer kabullenmek için kendimi kandırıp durmuşum o kadar zaman.
Tamam oldu bitti, geride kaldı kabul.
Ama sarıp sarmalayıp ''aman aman ne güzel şeylermiş aslında'' triplerine girmek de yük olmuş omuzlarıma.
Yaşandı bitti, keşke yaşanmasaydı ama bitti işte b-i-t-t-i!
Resmen rahatladım yahu!
Ortasında kocaman yağ lekesi olan beyaz gömleğim için ''ayy ayy ne güzel bi lekeymiş o öyle, canım benim ya iyi ki olmuş, iyi ki mahvetmiş gömleğimi'' demek ne kadar saçmaysa bugüne kadar o kadar saçmalamışım.
Lekeli gömlekler iğrençtir ve lekelememek en güzel çözümdür.
Yıka, kuru temizlemeye ver, leke çıkarıcı kullan..
Ama leke gitmiyorsa at gömleği gitsin!

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Arka bahçelerde durasım var bugünlerde.
Dört duvar arası Paris apartman bahçeleri vardır ya işte oralar benlik şimdi!
Paris deyince hiç canım yanmıyor artık hayret!
Kendimi oraya gömdüğüm günler ne çabuk geçmiş..
Unutmak güzel şey evet.
Ama unutmayıp; hatırladığında sadece boşluk içinde hissetmek..
Tuhaf sadece..

Neyse konu bu değil.
Çayın soğuması dakikalarca sürerken kahvemin bir anda buz gibi olmasını anlayamıyorum.
Her şeyi anlıyorum ya bir bu kaldı geriye..

Ben gerçekten bir daha Paris'e ayak basabilecek miyim?
Elime kahvemi alıp arka sokaklarındaki kaldırımlarda boş boş durabilecek miyim?

Sağ kulağımdaki uğultu susacak mı bugünlerde?
İç sesimi dinlemediğime işaretmiş anladım da..
O susmazsa iç sesi nasıl duyarım ki?
Hangi içim, hangi sesim?..

Kendimsiz kaldım ilk defa.
Kendimi özledim.
Çok..

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Cumartesi Notları

Perdemi araladım..
Kendimle yüzleştim..
Hepsinden önemlisi tüm bunlara cesaret ettim.
Sınav öncesi masa başına oturup çalışmaya başlamak bazen sınavın kendisinden daha zor gelir ya..
İşte tam da o durumdaydım.
Perdem hala aralık..
Ama açılan kısımların kapanma şansı yok biliyorum :)


*Çok sevdiğim bi arkadaşımın pek sevmediğim iki huyu var.
Eğer bir restoran, cafe ya da gece kulübünde unutulmayacak zamanlar geçirmişse minicik de olsa bir parça hatırayı çantasına atmadan mekandan ayrılamıyor. Saçma sapan tuzluk mu dersiniz, tek başına duran manasız bıçaklar mı..Tahmin edin gerisini işte.
Mekanlara yaptığı muameleyi erkeklere de yapıyor.
Ama erkekler konusunda çok(!) seçici.
Erkeklerden sadece gömlek alıyor ve benden duymuş olmayın gömlek stokları bi hayli dolu :)
Ben bu konuya nerden geldim?
Şu an üzerimde bana kocaman gelen bi erkek gömleği var da o yüzden :)

Ne zaman sıkıntıya düşsem..
Kendimi yargılasam..
Bunlar yetmezmiş gibi bir de kendime ağır cezalar kessem..
Açıp bu fotoğrafıma bakıyorum;baktıkça ferahlıyor içim!
Ne olursa olsun gözler değişmiyor ya..
Belki o yüzdendir etkisi..
Aslında sadece gözler değil; ben cidden hiç değişmemişim yahu :)




Her yere fiyonk kondurasım var bugün!




   



Yeşil erik en çok kırmızı ojeyle yakışır :)





Bi film özlenir mi?
Ben özlüyorum.
Hem de çok.
Şimdi yine kendime hatırlatıp daha da çok özledim.
Hemen izlemeliyim.
Her seferinde ilk defa izliyomuş gibi olmayı nasıl beceriyorum ki?..

Bu Hafta Top 10 Listem


Mutfak penceremin önünde kuluçkaya yatan güvercin!
Penceremin önüne bulgur, pirinç, ekmek kırıntıları koyarım düzenli olarak.
Bu güvercin de her sabah mutlaka uğrar.
Ama kuluçkaya yatmak için benim penceremi seçmesine ayrıca çok mutlu oldum:)
Teşekkür Güvi :)


Peki ya fotoğrafını çekince korkup kaçması..

Benim bi an vicdan azabına kapılmam..

Sonrasında hemen yerinde dönmesi ve rahat bi nefes almam :)



Yatağıma bahar geldi ama nedense İstanbul'a uğrayamadı bi türlü.

English Home seviyorum evet :)

Bu ara yine uğrayıp neler var neler yok bakmak istiyorum, sanki geçenlerde uzaktan cupcake desenli çarşaf mı gördüm nedir :)



Bahar gelmedi ama neyse ki güzel çilekler çıktı :)





Bu hafta bu kitabı okudum.
Önce kapağı çekti ilgimi.
Yaklaşık 500 sayfa kadar kalın, ama birkaç gün içinde nasıl bitti anlayamadım.
Bir edebiyat harikası diyemem ama bu hafta ihtiyacım olan sıcaklığı verdi bana.
Serinin diğer kitaplarını okur muyum?..
Bilmem.
Ama okursam mutlaka yazarım orası kesin :)

Açık hava sporu güzel de, bu ekranı da çok özlemişim!
Hazır yağmur, soğuk demişken..
İçerde kardiyo yaptım bu hafta..





Filtre kahve insanı olarak bu hafta üst üste canımın türk kahvesi istemesi..

Tuhaf..

Çok tuhaf :)





Bu hafta bana en çok sorulan sorular:
1) Bu neyin kafasıdır?
2) Ne içtiysen söyle biz de içelim.
3) Dalga mı geçiyosun?



Bütün gün ofiste, evde, yolda hiç bıkmadan dinlediğim Power Love FM!



Ve bu hafta mutfaktaki en yakın arkadaşım doğranmış ıspanak :)